
Uzun yıllar boyunca klinisyenler ve kılavuzlar, ABC (Airway–Breathing–Circulation / Hava yolu–Solunum–Dolaşım) sıralamasını önermekteydi. Bu protokolde öncelik hava yolu ve solunuma verilmekte, göğüs basıları daha sonra uygulanmaktaydı.
Ancak 2010 yılı itibarıyla yapılan çok sayıda bilimsel çalışma, KPR sırasında CAB (Circulation–Airway–Breathing / Dolaşım–Hava yolu–Solunum) yaklaşımının daha etkin olduğunu göstermiştir. Özellikle erken dönemde uygulanan kaliteli göğüs basıları ve defibrilasyon, nörolojik sonuçları belirgin şekilde iyileştirmiştir.
📌 Bu nedenle Amerikan Kalp Derneği (AHA) 2010 kılavuzlarıyla birlikte KPR algoritmasında sıralama değiştirilmiş ve CAB yaklaşımı benimsenmiştir.
İlk olarak C (Circulation): Göğüs kompresyonları,
Daha sonra A (Airway): Hava yolu açıklığının sağlanması,
En son B (Breathing): Solunum desteği önerilmektedir.
Rasyonel:
Beyin ve kalp için öncelikli olan kan akışıdır.
Yetişkinlerde birkaç dakikalık nefes tutma tolere edilebilir, ancak dolaşımın kesilmesi beyin hasarına hızla yol açar.
Bu nedenle kardiyak arrestte en öncelikli girişim göğüs kompresyonlarıdır.

Yanıtsız hastada nabız kontrolü yapılmaz.
Cevap vermeyen hastada hemen göğüs masajına başlanır.
Kurtarıcıların nabız kontrolünde hata yapma ihtimali yüksek olduğundan, zaman kaybını önlemek için bu adım önerilmemektedir.
Hasta mümkünse sert bir zemin üzerine sırtüstü (supin) yatırılır.
Ancak hastanın pozisyonu değiştirilemiyorsa, mevcut pozisyonda KPR uygulanmalıdır.
Yoğun bakım veya ameliyathane koşullarında, hastanın entübe olduğu özel durumlarda pron (yüzüstü) pozisyonda göğüs basısı da yapılabilir.
Pozisyon: Kurtarıcı hastanın yanına diz çöker.
Ellerin yerleştirilmesi:
Bir elin ayası sternumun alt yarısına yerleştirilir.
Diğer el, ilk elin üzerine konur ve parmaklar kenetlenir.
Eller paralel olmalı ve göğüs kemiğine odaklanmalıdır.
Vücut pozisyonu:
Dirsekler düz tutulur.
Omuzlar hastanın göğsünün tam üzerinde olmalıdır.
Tüm basınç gövdenin ağırlığı ile verilmelidir.
Basının derinliği:
Normal erişkinlerde göğüs kafesi 5–6 cm çöktürülmelidir.
6 cm’den daha derin basılar göğüs travmasına yol açabilir.
Ritmi ve hız:
Dakikada 100–120 bası hızında uygulanmalıdır.
30 bası → 2 kurtarıcı soluk olacak şekilde 30:2 oranı korunmalıdır.
Göğsün gevşemesi:
Her basıdan sonra göğüs tamamen eski pozisyonuna gelmelidir.
Ancak eller sternumdan kaldırılmamalıdır.
📌 Amaç: Dakikada en az 100–120 kaliteli göğüs basısı sağlamak.
Tek kurtarıcı: Hasta hareket edene, defibrilatör gelene veya sağlık çalışanları olay yerine ulaşana kadar kesintisiz göğüs basısına devam eder.
İki kurtarıcı:
Biri göğüs masajı yaparken diğeri solunum desteğini sağlar.
Yaklaşık 2 dakikada bir görev değişimi yapılmalıdır (yorgunluğu önlemek için).

Entübasyon veya laringeal maske (LMA) ile hava yolu sağlanmışsa, masaj ve ventilasyon senkronize edilmez.
Göğüs basıları dakikada 100–120 hızında kesintisiz yapılır.
Aynı anda dakikada 8–10 soluk (her 6 saniyede 1 solunum) ambu ile verilir.
KPR sırasında hastanın nabzı geri dönerse, ancak solunumu yetersizse dakikada 10–12 soluk (her 5–6 saniyede 1) kurtarıcı nefes verilir.
Dolaşım geri döndüyse nabız kontrolü 2 dakikada bir yapılır, 10 saniyeden uzun sürmez.
Hastanın bilinci kapalıysa derlenme pozisyonuna alınır.
2010’dan itibaren KPR’de ABC yerine CAB sıralaması benimsenmiştir.
Öncelik göğüs kompresyonlarına verilerek, dolaşımın erken sağlanması hedeflenmiştir.
Kaliteli göğüs basıları (5–6 cm, 100–120/dk) ve erken defibrilasyon nörolojik iyileşmeyi artırır.
Halktan kurtarıcılar nabız kontrolü yapmamalı, hemen göğüs masajına başlamalıdır.
Sağlık çalışanları ileri hava yolu sağlandığında senkronizasyona gerek duymadan KPR uygulayabilir.
Unutulmamalıdır ki; erken, kaliteli ve kesintisiz göğüs basıları, kardiyak arrestte hayatta kalmanın temel anahtarıdır.